Didem HERDUDAK

http://www.konsensushaber.com/manset/miam-olarak-basariyi-garantiliyoruz.html

Konsensus Haber olarak bu hafta İTÜ’de yer alan MIAM’ı araştırdık. Müzik İleri Araştırmalar Merkezi (MIAM) akreditasyonu yapılan ilk müzik doktora programı olma özelliğine sahip. Alanında pek çok yetenekli ismi yetiştiren MIAM genç yaşına rağmen birçok başarıya imza attı.  Şu sıralarda Türkiye’nin ilk radyolarından biri olan İTÜ radyosuyla iş birliği içerisinde yayınlayacakları konserlerin hazırlıklarını sürdüren MIAM’ı, eğitim olanaklarını ve projelerini MIAM Başkanı Prof. Dr. Cihat Aşkın’dan dinledik.

KH: Küçük yaştan itibaren müzik eğitimi aldınız. Türkiye’deki müzik eğitimi hakkında düşünceleriniz nedir?

CA: Türkiye’de ki müzik eğitimi olanaklar açısından büyüyordu. Ancak bu büyüme plansız ve kontrolsüz oldu. Özellikle medya organlarında bu işin biraz daha ticari olarak ele alınması, insanların müzik işine ticari olarak bakmalarına sebep oldu. Türkiye’de popüler müzik anlamında çok önemli bir büyüme oldu. Bu durum tabii ki ister istemez toplumda müziğe karşı bir özenmeyi meydana getirdi. Bu özenme her alana yansıdı; müzik, eğitim, hizmet sektörü oluştu ve birçok kurs, özel akademi, özel okul ve lise açıldı. Fakat müzik eğitim politikası anlamında belli bir politika olduğunu söyleyemem.

KH: Müziği drama olarak anaokulundan itibaren vermek lazım.

CA: Eskiden var olan devlet tekelindeki politika, daha sonra özele geçtikçe çok yönlü değişti. Mesela bugün müzik altyapısı maalesef okullarımızda yeterli derecede verilmemekte. Bana göre müziği drama, kendini ifade etme sanatı olarak çocuklarımıza anaokulundan itibaren vermek lazım. Ama bu çok eksik yapılıyor.

KH: Bireysel yaratı özgürlüğü kısıtlanıyor.

CA: İlkokulda müzik dersinin kaldırılması ve seçmeli bir özgür paketin içinde sunulması ister istemez anne babalarda, dershane sistemine alışmış eğitim sisteminde çocukları bir yarış atı olarak gören bir milli eğitim zihniyetinde maalesef yeterli derecede sosyal alanlar, sanat alanları örtülmüyor; çünkü ister istemez çocuklarımız yarış atı gibi bu dershanelere hazırlanıyor. ‘‘Çocuklar test sorularına çalışsın, bu onlar için daha elzem’’ diye düşünülüyor ama değil. Bireysel yaratı özgürlüğü kısıtlanıyor. Çocuklar farklı bir şekilde test çözmeye yöneliyor.

Böyle bir sistemden gelen çocuk yapısı olduğunu düşünelim, güzel sanatlar liselerinde de bunun eğitimi yeterli derecede verilmiyor, usta seviyede öğreticiler yok ve çocuklar da çok amatör seviyede kalıyor ve sadece uluslararası skalanın altında bir müzik eğitim sistemi ortaya çıkıyor.

KH: Bir eğitim birliğinden söz edilemez.

CA: Keza yükseköğretim kurumuna bağlı üniversitelerde konservatuvarlar, güzel sanatlar fakülteleri, müzik fakülteleri ve eğitim fakültelerinin müzik bölümü var. YÖK’ün içerisi de karmaşık bir yapıya sahip. Yükseköğretimin de nasıl yapılandırılması gerektiğinin maalesef farkına varılamamış. 30 yıldan beri gelen hatalar yüzünden gerek yükseköğretimde gerek orta ve ilköğretimde gerekse okulöncesi eğitimde bir eğitim birliğinden söz edilemez. İstediğimiz şartlarda, kalitede hazır öğrenci, hazır potansiyel eleman bulamıyoruz. Onun için birçok alandaki eksiklikleri daha sonraki yıllarda ve yaşlarda gidermemiz gerekiyor. Fakat büyüme anlamında eskiye nazaran çok daha büyük bir pazar söz konusu. Bireysel başarılar özellikle uluslararası anlamda çok daha artmış durumda. Ama bilinçli bir politika da yapıldığı söylenemez.

 

KH: MIAM’ı ne zaman, hangi amaçla kurdunuz?

CA: MIAM 1999 yılında Kamuran İnce ve benim tarafımdan kuruldu. Müzik İleri Araştırmalar Merkezi ülkemizde o zamana kadar yapılmayan çağdaş modern müzik anlamındaki çalışmaları bir çatı altında toplamak ve bir yükseköğretim ve doktora lisansını vermek üzere kurgulanmış bir program. Uluslararası düzeyde olduğu için de program dili İngilizce. Biz burayı sadece Türk öğrenciler için değil uluslararası alana açtığımız için de eğitim dilini İngilizce tercih ettik. Öğretim kadromuz hem Türk hem de yabancı hocalardan oluşuyor.

KH: MIAM,akreditasyonu yapılan ilk müzik doktora programıdır.

CA: MIAM, YÖK tarafından 1999-2000 eğitim öğretim yılında akreditasyonu yapılan yani tanınırlığı olan ilk müzik doktora programıdır. Bu çalışmalar sonucunda çok iyi düzeyde mezun potansiyelimiz oluştu. Mezun potansiyelimiz sadece Türkiye içerisinde değil aynı zamanda yurtdışında da önemli üniversitelerde öğretmen olarak, burslu doktoralı olarak veya sektörde çalışan öğretim görevlisi, bölüm başkanı gibi değişik yerlerde önemli akademisyenler ve müzisyenler olarak istihdam edildi.

KH: Ses mühendisliği eğitimi ve müzik işletmeciliği eğitimine başladık.

CA: Buradaki amaç Türkiyemizde kapsanmayan, bugüne dek yapılmayan tarzda müzik eğitiminin yapılmasıydı. Bu çalışma uluslararası ölçeklerde şu anda ne varsa Türkiye’de de bunun olabilmesi için kurgulanmış bir çalışmaydı. Özellikle dijital ses teknolojileri alanında oluşturduğumuz stüdyo, Türkiye’nin en iyi stüdyosudur. Bu alanda burada tonmayster yani ses mühendisliği eğitimi ve müzik işletmeciliği eğitimine başladık. Diğer alanlar Türkiye’de az çok kapsanıyordu ama bu iki yeni alan alan özellikle bizim için çok önemliydi. Bu eğitim Türkiye’nin ilklerindendir.

 KH: MIAM’da yurtdışından gelen öğrenciler de eğitim alıyor. Verilen eğitimden nasıl geri dönüşümler alıyorsunuz?

CA: İstanbul çok önemli bir dünya merkezi, hem Doğunun hem de Batının birleştiği bir şehir. Dolayısıyla insanlar Doğunun kültürünü de öğrenebilmek için İstanbul’a geliyor. Bizim Yunanistan, Ürdün, Suriye, Kanada, Almanya, İtalya ve İspanya’dan gelen öğrencilerimiz var. Bu insanlar burada belli bir kültür edinmeye geliyor. Öğrencilerimiz müzikoloji, etnomüzikoloji alanlarında, özellikle kompozisyon ve ses teknolojisi alanlarında ilgi duydukları alanlarda muhakkak ki MIAM’ı duydukları ve bildikleri için geldi. Bu bakımdan onların geribildirimleri de buradaki eğitim çalışmalarını aldıktan sonra çok iyi oluyor.

KH: MIAM’ın kaç kişilik kadrosu var?

CA: 15 kişilik bir öğretim kadromuz, yaklaşık 130 kişilik de doktora ve lisansüstü öğrencimiz var.

KH: MIAM’ın projelerinden bahseder misiniz?

CA: MIAM kurulduğu zamandan itibaren çok önemli çalışmalar yaptı, eğitimin kalitesinin göstergesi olarak İstanbul Modern Müzik Topluluğu’nu kurdu. Kamuran İnce’nin yönetimindeki bu topluluk senede üç dört tane konser veriyor. Bu tür toplulukların bu sayıda konserler vermesi çok önemli. Başka topluluklara göre az ama modern müzik alanında devamlı bu şekilde bir hazırlık yapmak bir iki ayı buluyor.  Zaten eserlerin yazılması, prova yapılması ve sunumu  çok önemli. Dolayısıyla biz bu alanda İstanbul Modern Müzik Topluluğu’nun düzenli konserleriyle önemli çalışmalar yaptık.

KH: MIAM Sunar etkinlikleri

CA: Onun dışında “MIAM Sunar” etkinliklerimiz var. Bu etkinlikler kendi öğrencilerimizin değişik platformlarda sergiledikleri gerek burada gerek kurumun dışında yaptıkları çalışmalardan oluşuyor. MIAM’ın projeleri derken tabii ki öğretmenlerin ve öğrencilerinin projelerini göz ardı etmemek gerekiyor. Kurumsal olarak bunları yapabildiğimiz gibi öğrenci veya öğretmen bazındaki projelere de ev sahipliği yapıyor ve entegrasyonunu yapıyoruz. Her hocamızın kendine ait çalışmaları var. Kamuran İnce’nin kendine ait beste çalışmalarının siparişleri bulunmaktadır.

Türk enstrümanlarının uluslararası platformlarda seslendirilmelerini sağladık.

Özellikle bizim kendimize ait olan otantik Türk enstrümanlarının uluslararası alandaki platformlarda seslendirilmelerini sağladık. Örneğin MIAM üç dört sene önce BBC ile ortak bir çalışma yaptı. Buradan bağlama, kemençe, ud, kanun gibi kendi enstrümanlarımızla bir Batı orkestrası kurduk. Bizim tonmayster arkadaşlarımız BBC’de bir haftalık bir çalışma yaptı, bu iki kurumun ortaklaşa yaptığı bir çalışmaydı.

MIAM’ın bünyesinde Hezarfen Ensemble kuruldu. Bu aynı alanda modern müziğin seslendirildiği, dışarıdan da üyelerin olduğu, burada yapılan çalışmaların da desteklendiği bir topluluk oldu.

KH: ‘Sesin Yolculuğu’

CA: Onun dışında “Sesin Yolculuğu” isimli bir festival yapıldı. Bu iki üç gün boyunca Türkiye’nin diğer müzik okullarından modern müzik yazan bestecilerin eserleri de peyderpey seslendirildi. Hatta sabahtan akşama kadar seminerler ve konferanslar anlamında etkinlikler yapıldı. Uluslararası seminerler kapsamında “Spektral Müzik” kongresi yapıldı. “Divertimento” isimli bir festival gerçekleştirildi. Festivale büyük ustalar Arif Sağ, Kani Karaca’nın yanı sıra The Borromeo Quartet gibi farklı yabancı topluluklar katıldı ve buralarda konserler verildi.

Öte yandan Ağa Han mimarlık ödülünü almış olan kütüphanemiz, Türkiye’nin ilk müzik kütüphanelerinden biri olması açısından bizim için çok önemlidir.

1999-2000 yılları arasında kurulan Dr. Erol Üçer tarafından finanse edilmiş Erol Üçer ses kayıt stüdyolarımız son derece yetkin bir stüdyodur. Burada sadece bizim öğrencilerimiz değil aynı zamanda dışarıdan gelen sanatçılar ve topluluklar da kayıtlar yapmaktadır. Sertap Erener ve Grup Athena, Eurovizyon çalışmalarının ses kayıtlarını bizim stüdyomuzda yaptı. Her ikisi de iyi dereceler aldı. Onun dışında modern bestecimiz Ertuğrul Oğuz Fırat’ın eserlerini seslendirdiğimiz iki adet CD’miz var.

KH: MIAM ve İTÜ Radyosu arasındaki ilişkiden bahseder misiniz?

CA: İstanbul Teknik Üniversitesi Radyosu’nu ben çocukluğumda FM bandı üzerinden dinleyebiliyordum. O zaman kaçak yayınlar mıydı bilemiyorum ama bir şekilde radyo dinleniyordu ve çok güzel bir klasik müzik kuşağı vardı. Haftanın 5 günü akşam 7.30 ile 9.30 arasında ve hakikaten çok güzel, arşivden plaklar çalınıyordu radyoda. Fakat bir süre sonra yasak olduğu gerekçesiyle bunu dinleyememeye başladık.

KH: İTÜ Radyosu internet üzerinden tekrar yayın yapmaya başladı.

CA: 1990’lı yıllarda Süha Bey (Süha Çalkıvık) dostumuzun çalışmalarıyla internet üzerinden İTÜ Radyosu tekrar yayın yapmaya başladı. İTÜ Radyosu’nun Maslak Kampüsü’nde ekibi ve bir stüdyosu var, vericisi aracılığıyla kampüs içinde yayın yapıyor. Ama onun dışında FM bandında şu anda göremiyoruz çünkü yasal olarak izin alınamamış durumda. Ama internet üzerinden yasal olarak yayınını yapmaktadır. İTÜ Radyosu 1946 yılından beri kurulmuş ve hizmet veren bir radyo. Teknik Üniversite ülkemizin en eski ikinci üniversitesi, bu açıdan çok önemli bir yere sahip. Üniversitemiz 240’ıncı yılına girdi, bu alanda yani teknoloji alanında bir numarayız. Teknik Üniversite Radyosu’nun bu kadar eski bir kuruluş olması çok önemli. Geçen günlerde üniversitemizin yeni yıl töreninde radyomuzun yöneticisi Sayın Süha Çalkıvık bir CD çıkardı. 1944 yılında, üniversitemizin İstanbul Teknik Üniversitesi adını aldığı o dönemde Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel’in konuşması taş plaklardan bulunmuş ve temizlenmiş. CD haline getirilen bu ses kaydı hiçbir yerde olmayan bir kayıttır.

KH: 1950’li, 1960’lı yıllardan kalma long play plaklar.

CA: Radyomuzun arşivinde 1950’li, 1960’lı yıllardan kalma long play plaklar muhafaza ediliyor ve bunlar peyderpey yayınlanıyor. Ama biz, MIAM olarak müzik teknolojimizle Türkiye’nin en iyilerinden biri olarak, radyomuzla acaba nasıl bir entegrasyona gidebiliriz, diye düşündük. Stüdyomuzda yaptığımız kayıtların İTÜ Radyosu’nda yayınlanması kararına vardık. Böylelikle iki kurum bir platformda buluşacak ve çok daha zenginleşecek.

KH: İTÜ Radyosu’nda klasik müzik konserleri düzenliyorsunuz. Ne sıklıkla konserler düzenliyorsunuz? Konserlerinize kimler katılıyor?

CA: Konserlerimize 8 Aralık, 19 Aralık ve 23 Aralık tarihlerinde üç deneme konseriyle başladık. Ayşegül Sarıca tarafından seçilmiş son derece yetkin bir Steinway piyanosuyla stüdyoda bir keman-piyano, iki tane de ayrı piyano resitali yaptık. Bu konserleri bir saatlik program süresince, yaklaşık 45-50 kişilik bir topluluk önünde canlı olarak stüdyoda gerçekleştirdik. Kayıt altına aldığımız bu konserleri radyoya gönderdik ve en kısa zamanda da bunların yayınını bekliyoruz. Şimdi bu projeyi biraz daha sistemleştirerek ikinci sömestrden itibaren her ay burada konserler yapmayı planlıyoruz ve konserlerimizin de İTÜ Radyosu’ndan yayınlanmasını sağlayacağız.

KH: MIAM’da eğitimlerini sürdürmek isteyen öğrencilere neler tavsiye edersiniz?

CA: MIAM olarak uluslararası eğitim veren ciddi bir müzik kurumuyuz. Gerek ses teknisyenliği gerek bestecilik gerekse icracılık anlamında müziğin her türlü yetkinliğinden istifade etmek isteyen çocuklarımız buraya geliyor. Öncelikle gelmek isteyen öğrencilerimizin İngilizce bilmeleri gerekiyor. Buradan mezun olan çocuklarımız dünyanın her yerinde kolaylıkla icralarını yapabiliyor.

KH: Ayarlanabilir Mikrotonal Gitar’ı keşfeden Dr. Çoğulu, bir MIAM mezunu.

Örneğin Dr. Tolgahan Çoğulu, kendisi yüksek lisans eğitimine burada başladı ve yaklaşık 7 yıl çalıştı. Hem yüksek lisansını hem de doktorasını burada tamamladı. Doktorasının sonunda geldiği nokta bir dünya starlığı. Çünkü yepyeni bir gitar keşfetti. Bu gitar bizim kendimize özgü bağlamayla klasik gitarın birleşimi olan bir enstrüman. Ayarlanabilir Mikrotonal Gitar’ı icat etti. Bağlamanın perdelerini ayarlar gibi bu gitarın da perdelerini ayarladı, patentini alarak bunun bir metodunu yazdı. Bu çalışma sayesinde Hawai’den Ortadoğu’ya kadar bütün ülkeleri dolaşarak bu gitarı tanıttı. En son Maine’s College’den bir davet aldı. Hem akademik hem de sanat platformunda kendisi dünyanın pek çok ülkesine davet edilmekte.

Diğer taraftan farklı bir arkadaşımız hem mimariyi hem de sesi birleştirip  enstalasyonlar yaptı. Görsel anlamda ve işitsel anlamda yaptığı sergi çalışmaları dünyanın her yerinde özellikle Avrupa’da sergileniyor.

KH: ‘Morning Line’ 

Öte yandan MIAM uluslararası bir sergiye küratörlük de yaptı. Eminönü’nde 2010 yılında sergilenen ‘Morning Line’ adlı eserin ses küratörlüğünü üstlendik.

Milli İstihbarat Teşkilatı’na da hizmet verdik. Bundan 9 sene evvel emniyet müdürlüğü bir bandı çözememiş. Oradan iki görevli geldi ve kendilerine yardımcı olduk. Stüdyomuzda bu bandı da çözdük.

Bu yüzden MIAM’a gelmek isteyen öğrenciler bilmeliler ki çok ciddi ve zorlu bir süreç kendilerini beklemektedir. Öğrencilerimizin % 80′i buradan çok başarılı ve mutlu ayrılmaktadır. MIAM olarak bunu garanti ediyoruz.

 

 Şefik KAHRAMANKAPTAN

www.kahramankaptan.com

Final Konseri 13 Şubat'ta Bilkent'te! Yapıtları Cihat Aşkın seslendirecek.

BESOM'un (Besteciler, Orkestra Şefleri ve Müzikologlar Birliği Derneği) Ankara Kızılay Rotary Kulübü Derneği'nin desteğiyle düzenlediği, “Cumhuriyetimize Armağan” 2. Ulusal Beste Yarışması’nın finalistleri belli oldu. Suna Kan, Ersin Onay, Cihat Aşkın, Hasan Uçarsu, Sayram Akdil ve Yiğit Aydın'dan oluşan seçici kurul, yarışmaya gönderilen on keman-piyano bestesini önce partisyon üzerinden inceledi, toplantıda ise Gülüm Sürmen'in piyanosu eşliğinde Cihat Aşkın'ın icrasıyla dinleyerek değerlendirme yaptı. Jüri çalışmalarını BESOM'un onursal başkanı Muammer Sun ile yönetim kurulu üyeleri Arda Erdem, Onur Türkmen, Orhun Orhon da izledi.

Finale kalan yapıtların rumuzları şöyle:
"33333" , "97250", "88888", "3G5HJ", "11100", "ÇĞİÖŞ", "19019", "Ssiol".
 

Bu rumuzlarla yarışmaya katılan bestecilerin, yapıtlarının keman partilerini BESOM'a göndermeleri ve final konserinin yapılacağı 13 Şubat 2012 Pazartesi günü saat 19.0o'dan önce Bilkent Konser Salonu'nda bulunmaları istendi. Final konserini dileyen tüm müzikçi ve müzikseverler ücretsiz olarak izleyebilecek. Sekiz yapıt, final konserinde de Gülüm Sürmen'in piyanosu eşliğinde kemancı Cihat Aşkın tarafından seslendirilecek, ilk üç sırayı paylaşan ve mansiyon alan yapıtlar jürinin konserin ardından yapacağı toplantı sonunda açıklanacak. Geçen yıl, piyano dalında yapılan beste yarışmasına yüz dolayında beste katılmıştı. Yarışma, özellikle müzik eğitimini sürdüren öğrencilerin de çalabileceği yeni Türk yapıtlarının kazanılması ve öğretmen, öğrenci ve müzikcilerin hizmetine sunulması amacıyla düzenleniyor.

BESOM yönetim kurulu 2013 yılındaki yarışmanın üflemeli çalgılar-piyano ikilisi için düzenlenmesini kararlaştırdı. BESOM 3. Beste Yarışması'nın şartnamesi de önümüzdeki ilkbaharda açıklanacak.